0554 328 97 13
·
avukat@olcaykoparanturk.av.tr
·
Pzt - Cmts 09:00 - 17:00
Danışma

Anneler Günü’nün Hukuki Gerçekleri: Kutsallık Söylemi vs. Kadın Hakları

Avukat Olcay Koparan Türk | Eskişehir

Bu Pazar yine her yer çiçek kokacak. Sosyal medya mecraları, billboardlar ve televizyon ekranları, anneliğin ne kadar “erişilmez” ve “kutsal” olduğuna dair o tanıdık sloganlarla dolup taşacak. Ancak Eskişehir’de özellikle Boşanma, Ceza, İş davalarında yıllarca dava takip etmiş bir Avukatın masasından bakıldığında tablo, o parıltılı reklam filmlerinden biraz farklı görünüyor.

Bu kez Anneler Günü’ne çiçeklerle değil, o çok sevilen “kutsallık” kavramının hukuk önündeki sınavıyla bakalım. Pazar günü kutlamalar bittiğinde, pazartesi sabahı kadınlar yine gerçeklik içine uyanacak. Hatta çoğu kadının belki haberi bile olmayacak Pazardan Pazartesinden… Bugün “Annelik kutsaldır” diyenlerin, yarın kadın hakları’ndan bahsedildiğinde nasıl yüzlerini ekşiteceklerini de çok iyi biliyoruz. Kadın olmak ister biyolojik olarak anne olsun ister olmasın bir mertebe değil hayatta kalma mücadelesidir çoğu zaman.

Eskişehir Kadın Hakları ve İş Hukuku Avukatı Olcay Koparan Türk Anneler Günü Yazısı

Hukuk Dosyalarında “Anne” Olmak

  1. Hukukumuzun en temel taşlarından biri olan İş Kanunu Madde 5, gebelik ve cinsiyet nedeniyle ayrımcılığı açıkça yasaklar. Ancak sahadaki gerçeklik şudur ki bir kadın iş görüşmesine gittiğinde, zihnindeki donanımı değil, rahmindeki “hamile kalma ihtimali” sorgulanır. Mülakatta sorarlar: “Bebek düşünüyor musunuz? … ”
    • Annelik, çocuk doğduktan sonra mı kutsal? Yoksa henüz bir ihtimalken iş başvurusu reddedilen genç bir kadının da Anneler Günü kutlu mudur?
    • “Kısmi Çalışma” hakkını kullanmak istediğinde, işvereninin “ya tam zamanlı çalış ya da istifa et” tehdidiyle karşılaşan kadının da Anneler Günü kutlu mudur?
  2. Doğum izninden dönen bir annenin karşılaştığı en büyük duvar “performans düşüklüğü” bahanesidir. Oysa İş Kanunu Madde 18/d, aile yükümlülüklerinin ve hamileliğin fesih için geçerli bir sebep olmadığını haykırır.
    • Evde çocuğu beklediği için mesaiye kalamayan, süt iznini kullandığı için “ekip ruhuna aykırı” görülen bir kadının da Anneler Günü kutlu mudur?
    • Kreş bulamadığı için istifaya zorlanan, kariyer basamaklarından “anne” olduğu için indirilen kadının da Anneler Günü kutlu mu?
  3. Türkiye’de 2026 yılı verileri, milyonlarca kadının “ev işleri” nedeniyle işgücü piyasasının dışında kaldığını gösteriyor. Ev içindeki o 24 saatlik mesai; ne bir sigorta primine dönüşür ne de ekonomik bir değer olarak tescil edilir. Sosyolojide “Bakım Ekonomisi” denen bu yük, sevgi ve fedakârlık adı altında kadının omuzlarına yıkılan devasa bir kamu hizmetidir esasen.
    • Ev içi emeği sömürülen, ekonomik özgürlüğü elinden alınan bir annenin fedakarlığı, sadece bir Pazar günü hatırlanacak kadar mı kutludur?
    • Boşanma davalarında, mal paylaşımlarında: “Ben çalıştım o evde oturdu. Bu evi arabayı ben çalışıp alın terimle aldım.” Laflarına maruz kalan kadınların da Anneler Günü kutlu mu?
  4. Ve en can alıcı nokta… 2026 yılının sadece ilk 4 ayında Türkiye’de yaklaşık 150 kadınkatledildi. Bu kadınların büyük bir kısmı kendi evlerinde, en yakınları tarafından, bazen de çocuklarının gözü önünde hayattan koparıldı. 6284 sayılı Kanun, kâğıt üzerinde dünyanın en iyi koruma yasalarından biri. Ancak uzaklaştırma kararlarının ihlali “zorlama hapsi” ile yeterince cezalandırılmadıkça, o “kutsal” anneler korumasız kalmaya devam ediyor. Adalet, ancak failin kapıyı kırmasından önce oraya varıldığında sağlanıyor.
    • Annesini kaybeden çocukların adalet çığlığı sokaklarda yankılanırken, sokakta yürümekten tedirgin kadınların da Anneler Günü kutlu mu?
    • Şiddet gördüğü evden kaçıp sığınma evinde kaldığı için çocuklarının velayetiyle tehdit edilen kadınların da Anneler Günü kutlu mu?
    • Boşanma davasında nafaka talebi “zenginleşme aracı” olarak yaftalanıp bir kahve parasına mahkûm edilen kadınların da Anneler Günü kutlu mu?
    • Miras paylaşımında “erkek kardeşinin daha çok ihtiyacı var” denilerek TMK’daki hakkı gasp edilen kadınların da Anneler Günü kutlu mu?
    • Dijital dünyada paylaştığı bir fotoğraf üzerinden “nasıl bir annesin sen?” lincine uğrayan kadınların da Anneler Günü kutlu mu?

Annelik; gerçekten toplumun temel taşı mıdır, yoksa sadece çizilen sınırlar aşılmadığı zaman mı kutludur?

Eskişehir Kadın Hakları ve İş Hukuku Avukatı Olcay Koparan Türk Anneler Günü Yazısı

Bir Annenin Çantasında Bulunması Gereken Haklarım Rehberi:

  1. Çalışma Hayatında Esneklik (İş K. M.13/A):
    Doğum sonrası analık izni bitince, çocuğun mecburi ilköğretim çağına gelene kadar “kısmi süreli çalışma” talep etme hakkınız var. Bu bir lütuf değil, yasadır. İşveren “yerine birini bulamam” diyerek bu talebi reddedemez.
  2. Gebe Kadın Çalıştırılamaz (İş K. M.74):
    Hamile kadın günlük 7,5 saatten fazla çalıştırılamaz. Hamile olduğunuzu belgelediğiniz andan itibaren ve doğumdan sonraki 1 yıl boyunca gece vardiyasında çalıştırılamazsınız. Sağlık raporuyla bu süre uzatılabilir. Ağır ve tehlikeli işlerde görevlendirilemezsiniz. Hamile işçinin, gebelik süresince, periyodik kontroller için ücretli izin hakkı vardır. Ve hamilelik nedeni ile işten çıkarmak yasaktır. Bu durum haksız fesih sebebidir. Tazminat, işe iade haklarınız söz konusu olacaktır.
  3. Analık İzni ve Kapsamı (İş K. M.74):
    Diğer adıyla Doğum izni; doğumdan önce 8 ve doğumdan sonra 8 olmak üzere toplam 16 haftalık ücretli izin hakkı anlamına gelmektedir. Bazı özel durumlarda ve çoklu gebeliklerde bu süreler 24 haftaya kadar çıkabilmektedir.
  4. Süt izni ve Güvencesi (İş K. M.74):
    Yıl olmuş 2026 hamileliğini gizleyerek işe girmeye çalışan kadınlar var. Hâlâ süt iznini bir “lütuf” gibi sunan işverenler var. Bebeğiniz 1 yaşına gelene kadar günde 1,5 saat süt izniniz var. Bu sürenin hangi saatler arasında kullanılacağını anne belirler. Bu saatleri toplu kullanmanıza izin vermeyen veya maaşınızdan kesen işveren keyfi uygulama yapmaktadır. Yargıtay yerleşik içtihatlarında açıkça belirtir: Süt izni kullandırılmayan işçi için bu, “haklı nedenle fesih” sebebidir ve tazminat hakkı doğurur.
  5. Emeklilikte Bonus: Doğum Borçlanması (SGK):
    Çalışan anneler için en büyük haklardan biri. Her bir çocuk için 2 yıla kadar, toplamda 3 çocuk için 6 yıl (2160 gün) borçlanabilirsiniz. Bu, emeklilik tarihini yıllarca erkene çekebilir. Sigortalı olmadan önceki doğumlar için de borçlanma imkanları genişliyor, takipte kalın.
  6. Aile Konutu Şerhi (TMK 194):
    Eviniz eşinizin üzerine olsa bile, o evin sizin ve çocuklarınızın barınağı olduğunu tapuya tescil ettirin. Eşiniz, sizin rızanız olmadan evi satamaz veya ipotek edemez. Bu, barınma hakkınızın en güçlü kalesidir.
  7. Velayet Savaşları ve Ekonomik Şiddet
    “Çocuğu sana vermem” tehdidi, bir annenin üzerindeki en büyük manevi şiddettir. Hiçbir mahkemede; Velayet, annenin geliri az diye babaya verilmez. Yargıtay diyor ki; “Anne fakir olsa da şefkate muhtaç yaştaki çocuğun yeri annesinin yanıdır.” Ancak bu bilgiye sahip olmayan binlerce anne, sırf velayeti kaybetmemek için mal rejiminden doğan haklarından vazgeçiyor ya da istemediği belki şiddet gördüğü bir eve kendini mahkûm ediyor.
  8. Nafaka ve Eğitim Giderleri:
    Nafaka sadece karnını doyurmak için değildir. Çocuğun kursu, özel dersi, sağlık giderleri ve hatta sosyal aktiviteleri de “iştirak nafakası” kapsamındadır. Değişen ekonomik koşullarda (2026 enflasyonu) her zaman nafaka artırım davası hakkınız saklıdır.
  9.  Yaşama Hakkı (Anayasa M.17):
    Kadın cinayetleri günümüzün kanayan yarası… İlk 4 ayda 150 can… Yaşama hakkı: 1982 Anayasasında 17. maddede düzenlenmiştir. En temel hakkımız ve diğer tüm haklarımızı kullanabilmemizin ön şartı. Sadece hak değil aynı zamanda kişinin üzerinde tasarruf edemeyeceği, vazgeçemeyeceği ve devredemeyeceği kutsal bir değer. Ama kişi kendi üzerinde bile tasarruf edemezken bir başkasının bu değer üzerinde tasarruf etme haddi maalesef ki çok acı.
Eskişehir Kadın Hakları ve İş Hukuku Avukatı Olcay Koparan Türk Anneler Günü Yazısı

Çiçek Değil, Hak ve Adalet İstiyoruz

Annelik; toplumun devamlılığını sağlayan, dünyayı inşa eden muazzam bir emektir. bu emeği sadece “duygusal bir lütuf” olarak görmekse onun arkasındaki hukuki hakları görmezden gelmek demektir.

Bu Pazar bir anneye çiçek almadan önce şunu düşünelim: O anne; işe alınırken ayrımcılığa uğruyor mu? Şiddet tehdidi altında mı? Emekliliğinde güvencesiz mi?… Eğer öyleyse, ona sunduğunuz kutsallık sadece bir Pazar günü geçerli olan illüzyondan ibarettir.

Annelik, sizin kurallarınıza sığdığı kadar değil; Anayasa’nın eşitlik ilkesine, İş Kanunu’nun korumasına ve 6284’ün yaşatma iradesine sığdığı kadar kutsaldır.

Çünkü biliyoruz ki; kadınların ve annelerin gerçek bayramı, pırıltılı sloganlarla değil, emeğin sömürülmediği ve hukukun kağıt üstünde kalmadığı bir düzende kutlanacaktır. Biz, o Pazartesi sabahlarının da hak savunucusu olmaya devam edeceğiz.

Şiddet, mobbing veya hak kaybı yaşıyorsanız Eskişehirdeki ofisimizden randevu alabilirsiniz.
Anne şefkati, merhameti, sevgisi, kalbi taşıyan herkesin Anneler Günü kutlu olsun.


Mesleki Bilgilendirme: Bu içerik, güncel mevzuat ve yargı pratiklerini analiz etmek amacıyla Eskişehir Barosuna kayıtlı Av. Olcay KOPARAN TÜRK tarafından kaleme alınmış hukuki bir çalışmadır. Paylaşılan veriler, hukuki bir mütalaa veya doğrudan danışmanlık mahiyetinde olmayıp; konuyu genel çerçevesiyle kamuoyuna sunan bir akademik/profesyonel incelemedir.

Yasal Uyarı: İşbu internet sitesinde yer alan tüm yazılı metinler, Türkiye Barolar Birliği’nin mesleki dayanışma ve reklam yasağına ilişkin düzenlemelerine tam uyum gözetilerek, yalnızca bilgilendirme gayesiyle hazırlanmıştır. Her hukuki uyuşmazlığın kendine has dinamikleri olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle, hak kayıplarının önüne geçilmesi adına somut olay özelinde Eskişehir Avukatı Olcay KOPARAN TÜRK veya yetkin bir meslektaşımızla doğrudan irtibat kurulması önemle tavsiye olunur.

Bu çalışma Eskişehir Avukatı Olcay KOPARAN TÜRK tarafından titizlikle kaleme alınmıştır.

Related Posts